Sabahları gevrekler mi pişiyor?
Her yemekten sonra köpüğünde sohbetler dövülen kahveler,
geceden ıslanan tarhanalar sabahına mı pişiyor, bilmiyoruz annem.
İki sokak öteden oynayan çocuk sesleri mi sarıyor kirişlerimizi?
Nenemin bitiremediği örgülerini Hasan mı karıştırıyor?
Askere giden abim için mi misafirler geliyor?
Komşuda pişen fazla yemek bize mi düşüyor?
Gurbet sen misin şimdi belimizi eğip büken?
Çocukları susturan, şehri durduran.
Duvarları soldurup, Gölgesinde dinlendiğimiz ağacı kesen.
Sen misin gurbet, zalim gurbet, evimizden ettin gurbet.
Bizi bizden eden, ötekileştiren sen misin gurbet?
CEYDA GÜNAY
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder