Şimdi bana bir İstanbul, bir de sen lazımsın.
Kokusu sana kadar,
Boğazı senin düşlerinle derinleşen,
Eminönünde yediğim bir balık kadar taze bir İstanbul,
Galata köprüsünden geçerken çoğalan adımlarım gibi sevdam,
Rumeli hisarı altında içtiğim bir nargile dumanının sarışı gibi şimdi sevdan,
Uzandın mı, Emirgan korundan cennet kokulu bahçelere, boylu boyunca.
Bahçelerinde düşler kurmak isterim kuzguncuk evlerinin,
Beni çekip alma hidiv kasrıdan,atma yabancı sevdalara.
Yüzme bilmem ben, başka sevdalarda boğulurum.
Atma beni sevdiğim, atma ölürüm.
Ezme beni bir galata kulesi gibi,parlayan gözlerinin altında.
Çırağan sarayı gibi, parlayan saçlarının kokusuna dayanamam.
Kapalı çarşı gibi kalabalıktır hayallerin.
Camilerin önüne ekili rahmetler gibi naziktir yüreğin,
Laleli taşhan da içtiğim kahve gibi, yorgunluğumu söker alırsın benden.
sevdanla Yerabatan sarnıcı gibi,yerin dibinde olsam dedirtirsin.
Taşıyamam ağır gelir sevdan,kirpiklerine kadar severim seni bilirsin.
Ayasofyadaki halılara işlenen nakışlar gibidir hislerim.
Her bir ilmek seni işler sanki; içime, düşlerime.
Hisarlardan aşağılara kadar yerden göğe kadardır derin sevdam bilirsin.
CEYDA GÜNAY
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
RUTUBETLİ YAŞAM
Sönmeye yüz tutmuş sigaram ciğerimi delip geçerken, hasta bir ananın kuru öksürüğünün sesinde, bir kez daha boğulmayı, hüznün yumuk elle...
-
Şimdi karar verme vaktiyse eğer vakit, yosun beyazlığında avaran düşler kamçılıyorsa seni, neye göre, kime göre karar vermeli...
-
Sönmeye yüz tutmuş sigaram ciğerimi delip geçerken, hasta bir ananın kuru öksürüğünün sesinde, bir kez daha boğulmayı, hüznün yumuk elle...
-
Akşam vakti mi geçtin Rozafa kalesi önünden? Dalgaları arasına yüzümün karıştığı saçlarından, bir tel bile bırakmadın mı? Kokun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder